TURPÇU HER YERDE
CHPnin referandum kampanyası çalışmalarında Şerafettin Turpçu büyük bir performans gösteriyor. Turpçu Zonguldakta sıkmadık el, çalmadık kapı bırakmadı.
Haber giriş tarihi : 11-04-2017 | 23 : 25 03
Haber güncelleme tarihi : 11-04-2017 | 23 : 25 03
CHPnin referandum kampanyası çalışmalarında Şerafettin Turpçu büyük bir performans gösteriyor. Turpçu Zonguldakta sıkmadık el, çalmadık kapı bırakmadı.
CHPnin kampanya çalışmaları yükünü adeta tek başına
sırtlanan Turpçu 7/24 halkın arasında
CHP Ereğli İlçe Başkanı Sertan Ocakcı yazılı bir
açıklama yaparak Turpçunun da katıldığı Ereğlide ki son çalışmaları şöyle
anlattı:
16 Nisan günü gerçekleştirilecek Anayasa Değişikliği
Referandumu öncesi halkı bilgilendirme çalışmalarına devam eden Cumhuriyet Halk
Partisi Karadeniz Ereğli İlçe Örgütü, 10 Nisan gününü de Kandilli ve
Gökçelerde değerlendirdi.
Kandilli Belediye
Başkanımız Mustafa Aydın ile birlikte Cumhuriyet Halk Partisi İlçe Başkanımız
Şerif Sertan Ocakcı, Zonguldak
Milletvekillerimiz Şerafettin Turpçu ve Ünal Demirtaş, eski belediye başkanımız
Halil Posbıyık, İlçe yöneticilerimiz, Kadın Kolları Başkanımız ve yönetimi,
Belediye Meclis üyelerimiz, partimizin önceki ilçe başkanları, önceki dönem
yöneticilerimiz ve çok sayıda üyemiz ile Kandilli ve Gökçeler ziyareti
yapmıştır.
İlk
olarak CHP Kandilli Belde Başkanlığı binasında üyelerle bir araya gelen yaklaşık
80 kişilik partililerimiz Kandilli
esnafını ve kahvehanelerini ziyaret etti. Daha sonrasında GMİS yetkilileri ile
saat.15.00 de TTK Armutçuk girişinde vardiyaya gelen ve vardiya çıkışı yapan
madencilerimizle buluşan partililerimiz Madencilerimizle selamlaşıp Hayır
gerekçelerini anlattı. Armutçuk Maden
Müessesi ziyareti sonrasında Gökçelere geçen partililerimiz esnaf ve kahve
gezileri yaptı. Kandilli ve Gökçelere ziyaretimiz sonrasında Gökçeler sakininin
cenaze evine uğrayarak taziye ziyaretinde bulundular.
İlçe Başkanımız Sertan Ocakcı, Milletvekillerimiz
Şerafettin Turpçu, Ünal Demirtaş ve eski belediye başkanımız Halil Posbıyık
Gökçeler kahvesinde düzenlenen sohbet programında Kandilli ve Gökçeler
sakinlerine hitaben birer konuşma yapan CHP'liler özetle şu görüşleri sundular:
SERTAN OCAKCI
"Türkiye, son
yıllarda işsizlikten teröre birçok sorunla karşı karşıya. Üreticinin ürettiğini
satamadığı, esnafın siftah yapmadan kepenk kapattığıi işçi ve memurlarımızın
borç batağı içinde olduğu günümüz Türkiyesi'nde öncelikli sorunlarımız
başkayken, tek bir kişinin saltanatının sağlanması için böyle bir referandum
getirildi karşımıza. AK Parti, CHP, MHP mücadelesi değil bu sandık. 16 Nisan
Referandumu'nun neden yapılmak istendiğini iyi anlamalıyız. Görünürde 18 madde
var görünüyor ama asıl tehlike, bu 18 maddenin bazılarının içine yerleştirilen
ayrıntılar. Bugün ülkede yaklaşık dört milyon Suriyeli var ve bu
Suriyeliler her ay yaklaşık bin iki yüz lira maaş alıyorlar devletten. Devlet
bu maaşın yanında konut ve gıda yardımında da bulunuyor. Ancak ülkemizde bir de
altı milyon işsizimiz olduğu gerçeği var. Evindeki çoluk çocuğuna ekmek
götürmek zorunda olan vatandaşımın cebinde ise para yok. İşsiz vatandaşımın
yolu hastaneye düştüğünde, sigortası olmadığı için sağlık hizmetlerinden
yeterince yararlanamıyor ama aynı hastanelerde herhangi bir Suriyeli ile
ilgilenilmemesi suç sayılıyor. Bununla birlikte, bizim gençlerimiz üniversite
sınavlarına hazırlanıp bir kısmı bu sınavlarda balarılı olamadıkları için herhangi
bir üniversiteye giremezken, Suriyeliler sınavsız üniversiteye girebiliyor.
Ülkemiz zaten ekonomik olarak batmış vaziyette, yetmediği gibi Suriyeliler
yüzünden ekonomimize ayrı bir külfet getirdik. Artık şöyle düşünmeye başladık
Onlar mı Türkiye vatandaşı yoksa biz mi Suriyeliyiz? Altı milyon işsizine
bakamayan bu ülke, dört milyon Suriyeliye bakıyor. Bu Suriyeliler yarın bir gün
kendi belediye başkanlarını da kendi milletvekillerini de çıkaracak duruma
gelecektir.
Bütün bunların yanı sıra bu ülkede bir de terör
belası var. Eskiden şehit haberleri geldiğinde televizyon ekranları kararırdı
ama bugün şehit haberleri altyazı olarak paylaşılıyor. Ekonomide dolar almış
başını gidiyor. Köylerimizde göç devam ediyor. AK Parti döneminde hiçbir yeni
işletme açıldı mı, bir bakın geçmişe. Yol var, köprü var, o var-bu var
ama istihdama yönelik hiçbir yatırım yok. Birçok köyde mezar kazdıracak genç
bulamıyoruz ama anayasa değişikliği adı altında bir kişiyi tek adam ilan etmeyi
düşünüyoruz."
HALİL POSBIYIK
"2010 Referandumu öncesinde de vatandaşlarımı ısrarla uyarmıştım. Bu
referandumda sandıktan evet çıkarsa bu ülke polis devleti ile yönetilmeye
başlayacak, demiştim. Bugün haklı çıktığımı görüyorum. Bugün de
çocuklarımızın geleceklerinin, istikballerinin karanlığa doğru gittiğini
gördüğüm için vatandaşlarımızı ziyaret ederek karşı karşıya olduğumuz tehlikeyi
anlatmaya çalışıyorum. Bu tehlikeden hepimizin korunması gerekir. Bir yeri, bir
toplumu yönetirken, yönetenin yanına bir danışma kurulu koyarız ki, o tek kişi
de insan olarak bazı hatalar yapabilir. Bu sebeple de mümkün mertebede
fikirlerin ortak paydada birleşmesi gerekir. Tek adam yaratma noktası ise
hakikaten ülkemiz için çok kötüdür. Bugünkü cumhurbaşkanımız on beş yıldır
başımızda. Kendisiyle hiçbir problemimiz yok. Sayın Başbakanla ve siyasi
partilerle de hiçbir problemimiz yok. Bütün bunların temel amacı, ülkemizi
muassır medeniyetler seviyesine yükseltmek ve bunun için çalışmak. Ancak bu
çalışmaları yaparken izledikleri yollar farklı. Biz de hangi yolu benimsiyorsak
o siyasetçinin ya da o siyasi partinin yolundan gidiyoruz.Hepsinin amacı
Türkiye Cumhuriyeti'ni en iyi noktaya götürmek. Ama ülke meselesi söz konusu
olduğu zaman hepimiz doğruları yapmak zorundayız. 16 Nisan'da siyasi partileri
ya da siyasetçileri değil ülkenin kaderini oylayacağız. Bu referandumda da
yanlış oy kullanırsak hakikaten ülkenin geleceğini karanlığa doğru götürürüz.
Büyük sıkıntılar içine gireriz. Türkiye'nin başında zaten yeterince sıkıntı
var. Sizden istirham ediyorum; çok iyi düşünün."
ÜNAL
DEMİRTAŞ
Değişikliğin bir boyutu, hükümetin TBMM içinden çıkmayacak olması.
Bakanlar milletvekilleri arasından çıkmayacak. Başkan olan kişi, bakanları
meclis dışından kafasına göre atayacak. Bu durumda milletvekillerinin denetleme
görevi ortadan kalkıyor. Sözlü soru önergesi veremeyecek, gensoru
veremeyecekler. Sadece yazılı soru önergesi kalıyor. Başkan yardımcılarının
sayısı da belli değil, üç kişi olduğu gibi üç yüz kişi de olabilir. Bu
serbestlik, başkana politik gereklilikler nedeniyle bazı kişilere başkan
yardımcılığı teklif edebilmesine olanak sağlıyor. Bu yanlış. Bunu Recep Tayyip Erdoğan için söylemiyorum.
O eşini başkan yardımcısı atamaz ama başka birinin Azerbaycanda olduğu gibi
bunu yapmayacağının garantisi yok. Hal böyleyken, bir de 550 milletvekilini
600e çıkarıyorlar. Bir milletvekilinin aylık devlete maliyeti 50 bin lira.
Vekil sayısını 600e çıkarmak yanlış olur. Aslında bu sayının 400e indirilmesi
daha doğru olacaktır. Türkiyenin nüfusu
80 milyon, vekil sayısı 550. Şimdi bunu 600e çıkartıyorlar. ABDde nüfus 210 milyon, 435 kongre üyesi
var. Benim maaşım 16 bin lira. Devletin verdiği danışman, şoför maaşları,
primleri, ücretsiz telefonlar falan derken bu 50 bin liraya kadar çıkıyor. Bir
vekilin yıllık maliyeti 600 bin lira. 50 vekilin yıllık maliyeti 3 milyon
lira. Bu vekiller ilave bir görev mi
yapacak? Hayır. Yazık değil mi bu milletin parasına?
ŞERAFETTİN TURPÇU
Kuruluşundan bu yana çok badire ve krizler atlatan
ülkemiz belkide en sıkıntılı dönemini yaşıyor. Tarihi oylamaya çok az bir süre kala, partili-partisiz tüm yurtsever
vatandaşlarımıza sesleniyorum. Öncelikle
şu noktayı bir kez daha hatırlatmak istiyorum. 16 Nisan`da, parti veya isimler
değil, anayasa maddeleri oylanacak. Bu nedenle, verilen oylar partiye, kişilere
değil, bu ülkenin geleceğine verilecek. 16 Nisan`da neyi oyladığınıza dikkat edin. Böylesine
ucube bir Anayasaya verilen kabul oyunun çok ciddi tarihsel sorumluluğu
olduğunu bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Bu gemi batarsa içinde hepimiz batacağız.
Bu değişiklik teklifine neden karşı çıktığımızı son ana kadar, gerekçeleriyle
birlikte her yerde halkımıza anlatmaya devam edeceğiz. Kişiler üzerinden değil,
teklifin getirdikleri üzerinden bakıp `hayır` diyoruz. Neyin değiştirileceğini,
insanların öğrenmesini istemiyorlar. Sarayseverler halkı aldatarak, millete ait
olan egemenlik yetkisini, milletin elinden almaya çalışıyorlar. Bu teklifin
başka bir açıklaması yoktur. Pranga dedikleri şey aslında icraatlarının
denetlenmesidir. Anayasa, Cumhurbaşkanının Türkiye Cumhuriyeti'ni temsil
ettiğini söylüyor. Bir kişi hem partiyi, hem devleti temsil edemez. Oy
verdiğiniz, desteklediğiniz parti ya da kişi hep başta kalmayacak. Bu sistem,
her şeyi olduğu gibi yargıyı da tek kişiye bağlıyor. Bu sistem kabul edilirse
`partili yargı` olacak. Biz adaletin
siyasileştiği bir ülke mi istiyoruz? Yoksa adaletin herkese eşit dağıtıldığı
bir ülkemi istiyoruz? Adaletin siyasallaşması, bir ülke için düşünülebilecek en
büyük tehlikedir. Ülkenin temelini dinamitlemekle aynı kapıya çıkar. Partili
bir Cumhurbaşkanı kendi partisinin görüşleri neticesinde tüm ülke adına karar
veremez, verirse doğru olmaz. Bu sadece halk içindeki kutuplaşmayı artırdığıyla
kalır. Desteklemediğiniz bir parti iktidara gelirse işinizden olabilirsiniz.
Desteklediğiniz parti olsa dahi bir anda tüm hayatınız alt üst olabilir. Bütün
geleceğiniz, bir kişinin iki dudağı arasına kalıyor.
Haber :
ETİKETLER : Yazdır







